İçeriğe geç
Adana Arka

Gündelik hayatın görünmeyen tarafına bakış

Kişisel Gelişim

Dijital Not mu, El Yazısı mı? İkisinin Gerçek Farkı

El yazısının yavaşlığı bir kusur değil, öğrenmenin kendisi. Dijital notun ise saklama tarafında rakibi yok. İkisini birleştiren düzen.

Derya Koral 3 dk okuma

Bir toplantıda not tutan iki kişiyi izleyin. Biri klavyeye eğilmiş, konuşulanları neredeyse olduğu gibi aktarıyor. Diğeri elinde kalem, arada bir duruyor, düşünüyor, kısa bir şeyler karalıyor. Toplantı bittiğinde ilk kişinin elinde çok daha fazla metin vardır. Ama bir hafta sonra konuyu kimin daha iyi hatırladığını sorarsanız, cevap çoğu zaman ikinci kişidir.

Bu gözlem, not almanın aslında bir kayıt işi değil bir düşünme işi olduğunu gösterir. El yazısı ile dijital not arasındaki fark da tam burada başlar.

Yavaşlık bir kusur değil

Elle yazmak klavyeye göre belirgin biçimde yavaştır. İlk bakışta dezavantaj gibi görünen bu yavaşlık, aslında notun kalitesini belirleyen şeydir. Konuşulan her şeyi yetiştiremeyeceğini bilen kişi, seçmek zorunda kalır. Neyin önemli olduğuna karar vermek, bilgiyi kendi cümlelerine çevirmek ve özetlemek zorunda kalır. Bu üç işlem, öğrenmenin kendisidir.

Klavyede ise yetişmek mümkün olduğu için seçme baskısı ortadan kalkar. Zihin, duyduğunu anlamadan parmaklara aktaran bir kanala dönüşür. Sonuçta elinizde eksiksiz ama içinden geçmemiş bir metin kalır. Metnin varlığı, konuyu bildiğiniz yanılsamasını da beraberinde getirir.

Bunu kendi üzerinizde denemek kolaydır. Bir toplantının ardından notlarınıza hiç bakmadan konuyu birine anlatmayı deneyin. Elle not tuttuğunuz bir toplantıda bu anlatım genellikle akıcı olur; klavyeyle tutulan notların ardından ise cümleler tökezler. Aradaki fark, kaydın kalitesinden değil, kaydı alırken zihnin ne kadar çalıştığından gelir.

Dijital notun tartışmasız üstünlükleri

Bütün bunlar dijital notun kötü olduğu anlamına gelmez. Aksine, bazı işlerde rakipsizdir. Aranabilir olması başlı başına bir devrimdir; üç yıl önce yazdığınız bir cümleyi saniyeler içinde bulabilirsiniz. Not defterinde bu ancak sayfa sayfa çevirerek mümkündür.

Ayrıca dijital notlar yer kaplamaz, cihazlar arasında taşınır, kopyalanabilir ve kaybolma riski çok daha düşüktür. Uzun süreli projeler, kaynak biriktirmeyi gerektiren araştırmalar ve başkalarıyla paylaşılacak metinler için dijital ortam açık ara daha uygundur. Bir bilgiyi saklamak istiyorsanız dijital; bir bilgiyi anlamak istiyorsanız el yazısı diye özetlenebilecek bir ayrım vardır burada.

İki yöntemi birleştiren düzen

En verimli çalışanların çoğu bu ikisinden birini seçmez, ikisini sırayla kullanır. Yöntem basittir: dinlerken, öğrenirken ve düşünürken kâğıt kullanılır. Aynı gün ya da ertesi gün, kâğıttaki notlar dijital ortama aktarılır. Bu aktarma sırasında notlar olduğu gibi kopyalanmaz; toparlanır, başlıklandırılır, gereksiz kısımlar atılır.

Böylece bilgiyi ikinci kez işlemiş olursunuz. Hafızayla ilgili çalışmaların ortak bulgusu, bilginin aradan zaman geçtikten sonra tekrar ele alınmasının kalıcılığı belirgin biçimde artırdığıdır. Aktarma işlemi, bu tekrarı doğal bir iş haline getirir. Sonuçta hem düşünülmüş hem de aranabilir bir arşiviniz olur.

Çizim ve boşluk meselesi

Kâğıdın bir başka üstünlüğü, biçim özgürlüğüdür. Bir oku istediğiniz yere çizebilir, iki fikri bir çerçeveyle birleştirebilir, kenara bir soru işareti koyabilirsiniz. Dijital not uygulamalarının çoğu satır satır ilerleyen bir yapı dayatır ve bu yapı, ilişkileri göstermeyi zorlaştırır.

Fikirler arasındaki bağlantılar çoğu zaman fikirlerin kendisinden daha değerlidir. Kâğıt, bu bağlantıları görünür kılar. Karmaşık bir konuyu anlamaya çalışırken sayfayı ikiye bölmek, ortaya bir kavram yazıp etrafına dallandırmak, birbirini dışlayan iki seçeneği yan yana koymak elle çok kolaydır.

Kendi düzeninizi bulmak

Doğru yöntem kişiden kişiye ve işten işe değişir. Toplantı notları, ders notları ve kitap okurken tutulan notlar el yazısından belirgin biçimde fayda görür. Yapılacaklar listeleri, hatırlatmalar ve uzun metinler dijital tarafta daha rahat yaşar.

Denemeye değer basit bir uygulama şudur: bir hafta boyunca öğrenmeye yönelik bütün notlarınızı kâğıda, hatırlamaya yönelik bütün notlarınızı cihaza alın. Hafta sonunda hangisinde ne kadar bilgi kaldığını kendinize test edin. Sonuç sizi şaşırtabilir; ama daha önemlisi, kendi zihninizin nasıl çalıştığına dair somut bir veri elde etmiş olursunuz.

Sonuçta not almanın amacı defter doldurmak değil, ileride kendinize yardım etmektir. Hangi yöntem o yardımı daha iyi sağlıyorsa doğru yöntem odur. Ve çoğu insan için bu, iki yöntemin akıllıca birleştirilmesinden geçer.